4 Şubat 2016 Perşembe

Herkesin eksikliklerinde eşit olduğu bir şehirde...

Rüzgarın sigaramı benimle paylaşmaktan çekinmediği esnada, saçlarımla savaşırken düşündüğüm; "Herkesin eksikliklerinde eşit olduğu bir şehirdi burası." Her yıl hayatımın en keskin kararlarını aldığım Şubat aynın ilk günlerinden birinin sabahında, hayatımdan tamamen çıkarmaya kararlıydım onu. Hayatımdan çoktan çıkmıştı oysa ama ben, aklımdan ve kalbimden çıkarmamak için direnmiştim. Artık bende kalmayı hak etmediğine tamamen inanmış ve şimdi yürüdüğüm gibi yoluma devam etmeye karar vermiştim.Onunla eksildiğim o hayatı onunla tamamlamaya çalışmak kadar büyük bir yanılgı olamazdı. Ona rağmen onu sevmek büyük bir yürek istiyordu, o yürek bende vardı  ama  zaten yalnızdım. Bu sabah, onu boşalttım içimden. Ve işte şimdi gerçekten yeni bir hayata adım atıyordum . Yine bir Şubat ayı ve yine ne istemediğimi bilerek yoluma devam edecektim.


3 Şubat 2016 Çarşamba

Geceye Not

Birliktelik boyunca ilişkisine tutunamamış, türlü yalanlar söylemiş,aldatmalara yönelmiş,sevmeyi becerememiş,gitmeyi aklından çıkaramamış bir insana,hala şevkat ile yaklaşabilmek bir erdemdir. Bunu anlamayan ve değerini bilemeyen insan ise; farkındalıktan nasibini almamış ,derinliğine düşünemeyen ve insani duygularını kaybetmiş biri olarak, sonuna kadar mutsuzluğa mahkum olarak yaşayacaktır.




Yalanını Doğrulayan Adam

"Başka yapabileceğim bir şey olsa inan yapardım " demiş ama onu da yapmamıştı. O hiç bir sözüne güvenilmemesi gereken bir yalancıydı. Bunu son bir kez daha "doğruladı."

22 Ocak 2016 Cuma

İstiyorum

Dünyayı değiştirmek istiyorsan bir erkeği sev; gerçekten sev… 

Birini seç, ruhu seni çağıranı, seni net biçimde göreni seç. Korkabilecek kadar cesur olanı seç.


 Elini tut ve onu kalbinin damarlarına götür, orada senin sevecenliğini görsün, orada dinlesin, onun ağır yüklerini kendi ateşinde yak, kül et.

Gözlerinin derinliklerine bak, derinden bak, orada  hareketsiz kalanı uyandır, dirilt. Utangaç olana cesaret ver, orada ne beklediğini fark et.

Gözlerinin derinliklerine bak


 Gözlerinin derinliklerine bak, orada babalarını, dedelerini gör, uzak yerlerde, çok eski zamanlarda savaşa ve şiddete karışmış atalarını gör.

Acılarına, mücadelelerine, maruz kaldığı işkencelere bir zamanlar…

Ve bırak hepsi gitsin…

Onun atalarından gelen yükü hisset

Sana sığındığında kendini nasıl güvende hissedeceğini bil

Onun öfkesine ayna olma

Çünkü senin bir rahmin var, eski yaraları iyileştiren, derin ve tatlı bir kapı…

Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev…

Karşısında kırılganlığın nefesinde kadınlığın bütün ihtişamıyla otur…

Bir çocuğun masumiyetinde, ölümün derinliklerinde, açan bir çağrı olsun, onun erkeklik gücünü kabul et…

Geri gittiğinde, kaçtığında, mağarasına doğru, çünkü kaçacaktır…

Ailendeki bütün kadınları etrafına topla, onların bilgeliğinden nasiplen.

Onların fısıltıyla anlattıklarını dinle, korkmuş genç kız kalbini sakinleştir.

Onlar seni sakinleştirecek ve sabırla onun dönüşünü beklemeni kolaylaştıracaklardır…

Git kapısında otur ve hatırlatma şarkısı söyle, belki bir kez daha dinginleşecektir…


Onu küçük bir çocuğu gibi hilelerle, baştan çıkarma oyunlarıyla kandırma, bunlar  sadece onu ayartıp yok oluş ağına sürükler…

Kaousun ve nefretin mekanı olan bu yer ataları tarafından yapılan bütün savaşlardan daha korkunçtur..

Bu dişil enerji değildir, bu öç almadır

Bu eğilip bükülmüş çizgilerin zehiridir,

Asırlarca sömürülmüş olan, tecavüz edilen dünyanın zehiri.

Bu kadınlara bir güç vermez

Bu kadını erkeği hadım eden bir hale dönüştürür

Bu hepimizi öldürür…

Annesi onu ister öpüp kucaklamış olsun ister olmasın

Ona gerçek anneyi şimdi göster

Sarıl ona, nezaketine ve derinliklerine götür…dünyanın merkezine…

Onu yaraları için cezalandırma, senin ihtiyaçlarını ve kriterlerini karşılamadağı için, onun için tatlı ırmaklar gibi ağla

Gözyaşlarını döktüğünde onu eve getir…


Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev

Onu çıplak ve özgür olabileceği kadar sev

Onu doğum ve ölümün döngüsüne bedenini açabilecek kadar sev

Ve bu fırsat için ona teşekkür et.


Birlikte öfkeli rüzgarlarda ve dingin ormanlarda dans ettiğinizde

Kırılabilecek kadar cesur ol, izin ver, varlığının yumuşak baş döndürücü yanlarını keşfetsin,

Bilsin ki seni kucaklaşıp sarabilir, koruyabilir

Kollarına  at kendini, seni tutacağından emin ol,

Bundan önce binlerce kez düşmüş olsan bile

Ona teslim olarak ona teslimiyeti öğret



Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev

Destekle onu, besle onu, ona izin ver, onu duy, kucakla, iyileştir onu.

Bunun karşılığında sen de beslenecek, desteklenecek ve korunacaksın

Güçlü kollar, net düşünceler, odaklanmış oklar tarafından

Çünkü eğer izin verirsen, o düşündeki adam olur…


https://www.youtube.com/watch?v=eZ5p-QNIECE

10 Ocak 2016 Pazar

10.01.2016 Bende kalmasın

Bir gün yaşlı bir dede olsanda hatırlaman dileği ile...
Mutlu bir adam ol. Yaşamın çok kısa olduğunu unutmadan maddi sıkıntıların, hastalık ve ölüm dışında kendine dert ettiğin hemen her şeyin , çok geçici olduğunu ,aslında bir çok sıkıntıyı yaşantın değişmediği için kendinin yarattığını unutma. 
Çok sev, gerçekten aşık ol ama karşılığını bulduğunda ona daha çok sıkıca sarıl. 
Hayatta ne yaparsan kendine yaptığını öğrendin. Aldığın dersler kadar verdiğin kararları da unutma.
Sözünün eri ol , sözlerinin arkasında dur.
Yaşının hakkını ver . Dolu dolu yaşa ama önce kendine faydan olsun.
Seni çok sevdiğini bildiğin insanları yakınında tut ,seni güldürenleri en çok da.
Sana mutluluk veren müziği ilaç yap başka şeyleri değil ruhuna.
Biri ile yıllarını geçirirsen onun çağrılarına , sözlerine , seslenişlerine kulak tıkama . Onu görmezden gelme. Saygını eksik etme sevmesen de.
Ve dilerim ki gerçekten mutlu ol. Gerçekten sev ve sevil.
Geçirdiğimiz yılbaşı ve doğum günlerini unutmayacağım. Sevdiğim anılarla birlikte saklayacağım. 
Doğum günün kutlu olsun. Değerlerini kaybetmeyeceğin bir yaş olsun.

31 Aralık 2015 Perşembe

Yılın Son Günü

   Boş bir sayfaya yazmak ve yeni bir yıla girmek aynı bazen...Dilekler, umutlar, yeni başlangıçlara gebe..
   Kaybettiklerini istiyor insan bazen, bazen de kazanamadıklarını, bazen sadece öylesine kazanmayı.
   Çok uzun zamandır kendimi yalnız hissediyorum ve bilerek isteyerek yalnız kalmayı tercih ediyorum sanırım.. Bu yıla da her zamankinden farklı, yalnız gireceğim... Kimseyi istemedim bu gün. Ne sevgili, ne arkadaş, ne de aile... Bu kez de böyle olsun diyerek, bunu yaşamak istedim.Her yılbaşında kalabalık, arkadaşlar, eğlence, sevgili yanı, ya da aile ve yakınlar yanımda oldu da ne oldu ?
   Sorgularıma yenileri eklendi bu yıl,kaygılarıma yenileri,güvensizliklerim körüklendi,sevgilerim bir coştu bir yok oldu. Peki ne kaldı geriye ? Yine işte böyle bir ben.
   Kendi içime döndüğümde olanlar bir tarafa, etrafımda yok saymaya çalıştığım dünyada da her şey kötüye gitti. Yok sayarak gülme çabalarım artık beni öylesine yordu ki... Ne konuşacak ne düşünecek gücüm kalmadı. Son olarak onları da yok saydım kalan kırıntı gücümle...
  Bu yılın tüm ağırlığı ile öylece oturacağım bu gece. Büyük ihtimalle kendimi en iyi hissettiğim yere,uykuma gideceğim erkenden. Bir partide sevdiklerimle eğlenmek vardı tabi ama olmadı işte.
  Bu yıldan ilk defa bir şey beklemiyorum. Ve bir dilek de tutmayacağım.
  Hayatın kendisi umut ve dilek.
  Ve siz sadece benim güldüğümü göreceksiniz.




20 Aralık 2015 Pazar

Koyu Mor Bir Duygu


Gümüş gibi parlıyor yol. Yapraklar,havada asılı kalan melodiler gibi savruluyor. Gümüşü kıskanmış altın edasıyla güneş seriliyor üzerimize.
Ve kumsal... Alabildiğine uçsuz bucaksız. Milyarlarca kum tanesi, yapışıp kalır mı tenimize?
Ve rüzgar... Sakinlik olabilir mi?
Ve ben... Şimdi olmak istediğim yerdeyim. Kalbinin ortasında. Sol yanımda eli.
Ve gülüş... Dudak kıvrımından sıyırıp alırken öpüşleri, kaldı öylece.
O gülüş...
Ve sen... Şimdi asla kaybetmeyeceğin bir şey bulurken, öyle güçlüsün ki... Parmakların parmaklarımda, nefesin nefesimde.  
Ve kalbim... Sen sonuna kadar inan... Bu yolculuk, tünelin başında birleştirir ellerimizi.

 Bir tünelin başındayım şimdi, bana göre sonu ile ikiz kardeş gibi. Başımı geriye çevirecek olsam, bilirim ki tüm gerçekler çarpacak yüreğime bir bir ve ardından bir ışık demetiyle geçip gidecek yolumdan. Mor bir ışık demeti… Korkuyla ve içimdeki merakla kalmışım orada…Başım önümde, bir elim diğerine yapışmış sıkıca…Diz çöküyorum, sırtıma kazınmış melek misali…Bezgin meleğim benim…
 
         Gördüğüm sonsuzluğa açılan bir kapı mı? Oysaki boşluksuz duvarlar örülü etrafta... Koyu kızıl saçlarını sıkı sıkı örmüş duvarlar… Ben şimdi o kapıyı açacak olsam, çıkıp gitsem de sanki günlerce uzayan bir yol var önümde. Elim ermek istemez. Korkum ve merakım, nefretime selam verir. Yüzüm, hüznüme döner... Ateş içime düşer… Gözlerim yine alışır karanlığa…Sessizliğimi dinlerim ben.
Koyu mor bir duygu, yanına kırmızı katılmış, kan mora göçmüş. Günlerdir düşünüyorum, bu iki rengin, yan yana bana hissettirdiklerini. Tüm zıtlıklarımın giysisi bu iki renk olmalı. Ağlamayı unutup, gülümsemeleri yüzüme yerleştirmek. Varolanları gözüme unutturup, aklıma yok olanları sokmak. Ve benim tüm yaşamışlıklarım, bu renklere bürünmüş olmalı.. Benim her şeye bürünmem gibi. Aşkın her şeye bürünmesi gibi. Aşkın, sessizliğime ve sonra da derinlere inmesi gibi. Yokuşun dibini görmezden gelip, yüzeyde yürümeye çabalamam gibi... Ve sonra susmak...
 
" Konuşma!!! "
 
Onu da sustuklarıma gömüyorum. Ateşi mora gömdüğüm, sonra ikisini birbirinden ayırdığım gibi. Ben mora aşık oluyorum, ateş içime düşüyor. Ben yine unutuyorum...
 
"Tünelin sonunda gördüğün ışık bir ilüzyon değil, tünelin kendisidir."
 
Çıkışa varıyorum.
Yara bandı gibi gözüken yol ışıkları dışında, kapkaranlık şimdi etraf. Yara bantları yol çizgilerini gösterecek şekilde çekip alınmış gibi. Bir aryanın en vurucu çıkışında, bir kadın çığlığı şimdi sessizlik. Kör karanlık, yolunu bulmadan gitmek, yoluna ışık bulmaya hevesli.
Yüce değilsin farkına var artık. Önemseyemediklerine eşitsin aslında. Göğüs boşluğuna bastırdığın sigaralarla son bulur belki bu gece, saati kurmadan uyanamadığın vakitlere kurulursun. Kıçına tekme vurulup savrulmuş sözlerin anlamı var mı sanıyorsun?
 
“ Ve şimdi karşımdasın, gözlerim alışırken karanlığa, sen gözlerinin altındaki mor halkalara kan akıtsan da  yine de sevdiğim gibi olamazsın...!!!”
 
​Haykırsam da duyulmaz... Ben yine unuturum…
 
Şairin dediği gibi :
"... Ve düşlerin, 
          sonsuz bir boşluktayken,  
                   bir sigara yakıyorsun, 
                               tutuşuyor sular..."

       (2010-2015 Kayıp Zaman Hikayesi)
 

 
 
 
 
 

 

 

26 Kasım 2015 Perşembe

Biz diye bir şey yok!


Sonunda "Biz" olabildiğimiz bir şey olmuştu.Bunu korumalıydık.İkimizde birbirimizden tiksiniyorduk.